Binge-Watching ile Dizilerin Dinamiği Değişiyor

0

OTT dünyası ile birlikte, geçmiş yazılarımızda da değindiğiniz Binge Watching yani bir dizinin bölümerini arka arkaya izleme oranı artarak devam etmekte. Eskiden oldugu gibi bir dizinin yeni bölümününün yayınlanmasını beklemek yerine yeni bir dizi izlemek istediğinizde, o dizinin 4-5 bölümünü ard arda izlemeyi tercih etmeye başlayan son kullanıcılar, alışkanlıklarını çoktan değiştirmiş durumdayken, acaba dizi yapımcıları da artık klasik TV dizisi dinamikleri yerine “binge-watching” izleme alışkanlığına da dikkat ederek dizilerin dinamiklerini ayarlamaya başlamalılar mı?

Bir pazar sabahı oturup yeni bir dizi izlemeye karar veriyorsunuz, istediğiniz bir OTT servisinden dizilere göz atıp birinde karar kılıyorsunuz. Dizinin size göre mi olup olmadığını anlamak için kaç bölüm izlersiniz? Bu sorunun cevabı araştırmalara göre 5. Bir çok kullanıcı 5 bölüm ard arda izledikten sonra diziye devam diyor veya diziyi bırakıyor. Bu tarz şekillenen bir izleme alışkanlığı karşısında tabiki dizilerin de kurguları bu 5 bölüm kuralına göre tasarlanması gerekliliği ortaya çıkıyor.

Konunun başka önemli bir noktası ise, artık dizilerin hangi mecrada yayınlanacağına göre kurgulanması gerekliliği de yapımcıların checklistine girmek zorunda. Yeni bir dizinin ilk sezonunun aynı anda yayınlanmaya başlandığı bir ortam ile klasik TV üzerinden haftada bir bölüm olarak yayınlanması arasında da oldukça fark var.

Aslında binge-watching, insalığa çok uzak olmayan bir kavram. Bir kitap okumaya başladığınız, her hafta bir bölümünü okuyup kitabı kenara koymuyoruz. O an vaktimiz ne kadar izin veriyorsa okuyup sonra devam ediyoruz. Diğer yandan da tüm kitabı bir kerede okumuyoruz. Kitabı ne kadar okuyacağımızı biz belirliyoruz. Dizilerde ise kitap bölüm araları daha keskin çizgilerle ayrılmış olsa da, bir dizinin istediğin kadar bölümünü okuyup sonra devam edebiliyoruz. Aslında bize bu kadar yakın bir davranış biçimi, klasik TV’ye karşı bir anti-tez olarak dünyada tanmlanmış durumda.

Çok popüler olan ve çoğu yerde karşımıza çıkan “content is the king” sözünü düşünecek olursak, içeriğin dağıtımı ve üzerine kurulan iş modelleri bu kadar çok değişmişken, içeriğin kendisinin de bu değişime ayak uydurabilmesi, krallığı koruması için gerekliliktir.

Share.

About Author

Comments are closed.