Dedik ya değişim! Değişmeyen tek şey değişim esasında; internet hayatımıza girdiğinden beri tüm deneyim baştan inşaa ediliyor. Eğlence dünyasında ise taşlar yerinden oynamaya başladı, bu serinin ilk yazısında bahsetmiştim. Hikaye anlatımı bu konuda ilk görüşte dikkate çarpanlardan. Şimdi de ikincisini paylaşmak istedim.

Hangi İçerik? Hangi Mecra? Nasıl izlenecek? Çare KÜ-RAS-YON

Önce biraz istatistik:

  • YouTube’a dakikada tahmini 400 saatlik içerik yükleniyor.
  • Twitch’de toplam 124 milyon klip ve aylık 2.2 milyon yayıncı var.
  • Spotify’a günlük 20.000 şarkı yükleniyor ve günlük 5.000.000 playlist yaratılıyor ya da editleniyor.
  • Netflix’in Türkiye kütüphanesinde 1128 adet içerik (show ve film) var.
  • 29 Mart 2016 tarihinde yapılan açıklamada Amazon Prime’ın ABD kütüphanesinde 18.405 film ve 1.981 TV show’u olduğu söylendi.
  • Wallstreet’li Barclays’ın araştırmasına göre Netflix’in 4.563 film ve 2.445 TV serisi var.
  • Wallstreet’li Barclays’ın araştırmasına göre Hulu’nun ise 3.588 TV serisi ve 6.656 filmi var.
  • Instagram ilk video özelliğini aktif ettiğinde 24 saat içerisinde 5.000.000 video yüklenmiş, şimdiki rakamları tahmin bile edemiyoruz.
  • Facebook ve diğer mecraları da işin içerisine kattığımızda siz düşünün içeriğin bolluğunu.
  • Yerel SVoD OTT platformlarından Blu TV’nin içinde 30 canlı kanal ve 10 bin saat civarı premium içerik mevcut ve bunun yanına bir de AVoD Puhu’yu ekleyebiliriz.
  • Apple, 2012’de yaptığı bir basın açıklamasında 45.000’den fazla filmi olduğunu söyledi. Ancak güncel rakamı bilmiyoruz, bunca zaman sonra mutlaka çok artmıştır.

Marvel ve Disney ortaklığında açılacak yeni streaming platformu, Vice ve MUBI gibi independent üreticileri ve yayıncıları da işin içine katarsak esasında işimizin ne kadar zor olduğunu anlayabilirsiniz.

Peki ben ne izleyeceğime nasıl karar vereceğim? İnternet derinliklerinde kaybolan mükemmel bir içerik varsa ve ya ben onu kaçırıyorsam? Fikrimce işte tam bu noktada işin içine kürasyon girecek.

Esasında bu konuyu biraz big dataya da benzetiyorum. Dünyada felaket bir big data dolaşıyor, malum Facebook olayı da tekrardan konunun insanlık için ne kadar önemli olduğunu hatırlattı. Süre gelen zamanda toplanılan data setleri inanılmaz derinleşti. Şu an uçsuz bucaksız data toplayabilirsiniz, peki bu data ne işinize yaracak? Orada da yine analistler devreye giriyor. Datayı analiz edip işe yarar bir hale getirecek İNSAN. İnsan olmadan insana hizmet veremezsiniz, bir noktada mutlaka bir açık kapı kalır. Dönelim konumuza; içerik için de daha doğrusu bizim ne izleyeceğimizi belirlemekte fayda sağlayacak içerik küratörleri, kürasyon platformları bu konuda çok çok önemli noktaya gelecek. Örneğin, bir film izlemek için bakıp karar vereceğiniz mecralardan biri IMDB Top 100 olabilir, bu da en nihayetinde kürasyondur. Ama ben biraz daha farklı modellerden bahsetmek istiyorum, daha lezzetli çipetpetlerden.

Mesela reklamcı Ahmet doğa tutkunu ve sürekli beğendiği içerikleri bir playlistte topluyor. Bu playlist içinde ama Netflix’ten ama Amazon Prime’dan ama iTunes’tan ya da YouTube, Vimeo gibi AVoD platformlardan oluşuyor. Toplamda 24 saatlik playlisti var. Pek tabii ben de doğa tutkunuysam Ahmet’in playlistine abone olabilir ve hatta aylık mikro ödeme bile yapabilirim. Bu tip kürasyonu yapılmış playlistleri düşünsenize Hande’nin, Emre’nin, Hasan’ın playlistleri izleniyor. Ya da şöyle düşünün sevdiğiniz bir influencer’ın playlistini izlemek istemez misiniz?

Peki artık yayın işletmek için TV’ye ihtiyacımız kalır mı? Bunu ben görür müyüm bilemiyorum, ama zamanında denk geldiğim Pluto.TV tam da bu dediğimi yapıyor. Şimdi olayı biraz daha geliştirmişler. Takip etmenizi öneririm.

Akıllı EPG programları da bu noktada devreye girebilir, izleme deneyimimizi store edip alışkanlıklarımıza göre kendini update eden EPG düşünsenize ne harika. Frequency, EPG zenginleştirici olarak çalışıyor ama yarın bir gün böyle bir şey de yaparsa şaşırmam. Henüz içinde kürasyon yok ReelGood da bu noktaya parmak basabilir.

Yukarıda bahsettiğim gibi dijital platformların yükselişi ve tüketicilerin tüketmeyi arzuladıkları içeriği keşfetmek ile ilgili her gün daha iyi bir yol araması ile kürasyonun gelişen ve değişen rolünün önemi de daha çok ayyuka çıkıyor. Gücün, güçlü teknolojiler ve basit arayüzler sayesinde içerikleri kendileri programlayabilen tüketicilerin eline geçmesi ile, kürasyon da profesyonellerin elinden çıkıp topluluklar, platformlar ve algoritmaların eline geçiyor. Algoritmalar da AI ya da machine learning olmadığı sürece maalesef tek tipleşiyor. Bugüne kadar hayatımızda içerik üreticileri vardı, bundan sonra bunun yanına içerik küratörleri de eklenebilir.

Share.

About Author

Leave A Reply